24 Ekim 2011 Pazartesi
iyiyim, iyiyim, iyiyim...
İyiyim. Hem de çok iyiyim. İyi olmam için hiç bir sebep yok üstelik. Tezim bitmek bilmiyor, yazdıkça daha çok yazacak şey çıkıyor, çok çok yavaş ilerliyor... Kocam hasta. Boyun fıtığı oldu, çok acı çekiyor... Ama ben bunlara rağmen iyiyim. Eskiden olsa dünyam kararmış ve çoktan yataklara düşmüştüm. Ama şimdi hala iyiyim diyebiliyorum. Nedenine geçmeden önce bir önceki yazımda veda ettiğim halde neden hala yazdığımı merak edenler için bir açıklama yapayım; saftirikler, ben yazmıyacam demedim ki, bundan sonra yoga ile ilgili deneyimlerimi yazmıyacam dedim :) dolaylı olarak bazı şeyler yazabilirim. Mesela "yoga iyidir yapınız, soğan yemeğiniz kötüdür" (S.R.) gibi :))) Ama yoga gerçekten iyidir yapınız...
İşte iyi olmamın sebebi de tam bu. İyiyim çünkü yoga bana çok iyi geliyor. Oram buram tutuluyor olsa da aslında çok çok iyi hissediyorum kendimi. Hatta iyiden öte kendimi baya baya farklı hissetmeye başladım. O bembeyaz kıyafetleri giyer giymez heyecanım doruğa çıkıyor ve benim için cumartesi gününün anlamı başlamış oluyor...
Yavaş yavaş rüyalarım gerçek oluyor, birilerine çarpıp geri gelen düşüncelerim yavaş yavaş anlam kazanıyor. Her şey sanki yavaş yavaş aydınlanıyor ve ben bu süreçte içimde çınlayıp duran kahkahaların sadece peşine düşüyorum ya da bastıramadığım ağlamaları bırakıyorum dışarı, bırakıyorum ki çoşup beni aşsın, benden çıksın ve gitsin... Üzerine oturduğum kapağı kaldırıyorum, kaldırıyorum ki göğsüme saplanan bıçak artık benim yakamı bıraksın. Bıraksın ve ben artık derin nefes alayım. Dünyanın bütün nefesini içime çekeyim ve bütün renklerini boynuma dolayım. İstiyorum ki artık ben 32 yaşımdan sonra etrafımla uyumlu, çatışmayan, huzurlu ve mutlu bir insan olabileyim.
Bu yüzden yoga yapınız iyidir. Ben yapıyorum çok iyi :) Buradan teşekkür etmek istediğim insanlar var, her fırsatta etsem ve karşılığında "bana niye teşekkür ediyorsun bu senin kendi sevincin" cevabını alsam da, kendilerine ne kadar teşekkür etsem azdır. Behhheeeeeeyyyy teşekkür ederim leeeyyynnnn :)))
Yaşasın!
White Widow
19 Ekim 2011 Çarşamba
"Avucunda sıkıca tut gününe sakladığın şeyi..."
Bu odaya iki gündür bir sinek dadandı! Çok sinir bozucu! Bir de kocaman odada gelip gelip insanın yüzüne falan konmaya çalışıyor!!! Demek ki bu sinek de satsumacı :))) ya da yasemin çayı seviyor :)
Neyse esas mesele sevgili izleyicilerim (officially 1 kişi unofficially kaç olduğunu bilemiyorum) bu blog bu günden itibaren aktif durumda olmayacaktır. Ne çabuk bitti dediğinizi duyar gibiyim, ve karalar bağladığınızı hissedebiliyorum :p
Olayın aslı şu: yine bir şeyler yazmaya devam edebilirim, ama blogu açma amacından uzaklaştırıyorum. Sebebini bile söylemeyeceğim. O derece gizli!
Yine bir şeyler yazarım ama bunlar özel deneyimler olmayacak, haberiniz olsun... "Yogo, mogo gibi şeyler" (M.T.) okumak için açmayın...
Hepinizi sevgiyle kucaklarım :)
White Widow
18 Ekim 2011 Salı
"Sağ el korkuyu, sol el cesareti temsil eder..."
Daha sadece iki defa gittim yoga evine... Neden bana bu kadar iyi geldi, nasıl kendimi bu kadar iyi hissediyorum bilmiyorum. Ama şimdiden enerjimin yükseldiğini farkedebiliyorum.
Ben bu hafta yine anladım; yoga evinde o kadar rahatım ki, amuda kalk deseler kalkabilecek rahatlıkta oluyorum. Sanki yıllardır gidiyor gibiyim, sanki yıllardır hocamı tanıyorum gibi. Ama bunları kime anlatsam, bakışları tuhaflaşıyor, saçmalıyor muşum gibi bakıyorlar. Çok rahatsız oluyorum. Yıllardır kafamın içinde dönüp dolaşan fikirler hiç bir yere çarpmaz ve öylece kucağıma kırık kırpık düşerlerdi. Ama şimdi yukarıda gördüğünüz iki insana çarpıp anlam kazanıyorlar...
Bu hafta nasıl oturmamız gerektiğini öğrendik. Ve aslında ne kadar oturamadığımı öğrendim ben. Anladım ki vücudun rahat olmazsa zihnin de rahat olmaz. Zihnin rahat olmazsa zaten geçmiş olsun :) Ramaray dedi ki sağ elimiz korkuyu temsil ediyormuş, o yüzden aşağıda durucak. Sol elimiz de cesareti temsil ediyormuş, o yüzden yukarıda durucak. Ve bu iki elimizi yukardaki fotoğrafta görüldüğü gibi kilitlememiz ve vücudumuzdaki enerjinin dışarıya çıkmasını engellememiz gerekiyormuş. Tamam. Yaptım ben de. Dün operada temsil boyunca yaptım mesela... İçimde tuttum bütün güzel görüntülerin enerjilerini. Kaçmalarına izin vermedim....
Sonra mesela anneme söyledim ben anladığım bazı şeyleri. Ve noldu biliyor musunuz? Annem bana bugün "haklıymışsın" dedi. Ne kadar basit değil mi? Size öyle belki ama bana değil... Bana değil çünkü ben koskoca 32 yaşında bir kadınım ve annem bana 32 yıl boyunca ilk defa "haklıymışsın" dedi... Bu tesadüf değil, başka bir sürü olan şeyin tesadüf olmadığı gibi... Şu anda hissettiğim hiç birşey tesadüf değil, biliyorum, inanıyorum ve anlıyorum. Daha da önemlisi kabul ediyorum.
Sonra Ramaray bir de dedi ki enerji iki yerden çıkarmış. Biri eller, diğeri gözler... İyi bakarsan iyi görürsün! Kötü bakışlardan korunma konusunda hala yeterli bilgiye sahip değilim, ve aslında daha bir sürü bir sürü merak etiğim ve bilgisine sahip olmadığım şey var! Yavaş yavaş...
En çok öldükten sonra ne olduğunu ayrıntılı olarak öğrenmek istiyorum ve insanın ölmeyi isteyip istemediğini... Bir de bizden önce ölmüş yakınlarımızla bir daha buluşup buluşamayacağımızı... Zira "Cıssssım var" (K.P.)
Şimdilik bu kadar,
White Widow
![]() |
| Ramaray Das ve Krishna Priya |
Ben bu hafta yine anladım; yoga evinde o kadar rahatım ki, amuda kalk deseler kalkabilecek rahatlıkta oluyorum. Sanki yıllardır gidiyor gibiyim, sanki yıllardır hocamı tanıyorum gibi. Ama bunları kime anlatsam, bakışları tuhaflaşıyor, saçmalıyor muşum gibi bakıyorlar. Çok rahatsız oluyorum. Yıllardır kafamın içinde dönüp dolaşan fikirler hiç bir yere çarpmaz ve öylece kucağıma kırık kırpık düşerlerdi. Ama şimdi yukarıda gördüğünüz iki insana çarpıp anlam kazanıyorlar...
Bu hafta nasıl oturmamız gerektiğini öğrendik. Ve aslında ne kadar oturamadığımı öğrendim ben. Anladım ki vücudun rahat olmazsa zihnin de rahat olmaz. Zihnin rahat olmazsa zaten geçmiş olsun :) Ramaray dedi ki sağ elimiz korkuyu temsil ediyormuş, o yüzden aşağıda durucak. Sol elimiz de cesareti temsil ediyormuş, o yüzden yukarıda durucak. Ve bu iki elimizi yukardaki fotoğrafta görüldüğü gibi kilitlememiz ve vücudumuzdaki enerjinin dışarıya çıkmasını engellememiz gerekiyormuş. Tamam. Yaptım ben de. Dün operada temsil boyunca yaptım mesela... İçimde tuttum bütün güzel görüntülerin enerjilerini. Kaçmalarına izin vermedim....
Sonra mesela anneme söyledim ben anladığım bazı şeyleri. Ve noldu biliyor musunuz? Annem bana bugün "haklıymışsın" dedi. Ne kadar basit değil mi? Size öyle belki ama bana değil... Bana değil çünkü ben koskoca 32 yaşında bir kadınım ve annem bana 32 yıl boyunca ilk defa "haklıymışsın" dedi... Bu tesadüf değil, başka bir sürü olan şeyin tesadüf olmadığı gibi... Şu anda hissettiğim hiç birşey tesadüf değil, biliyorum, inanıyorum ve anlıyorum. Daha da önemlisi kabul ediyorum.
Sonra Ramaray bir de dedi ki enerji iki yerden çıkarmış. Biri eller, diğeri gözler... İyi bakarsan iyi görürsün! Kötü bakışlardan korunma konusunda hala yeterli bilgiye sahip değilim, ve aslında daha bir sürü bir sürü merak etiğim ve bilgisine sahip olmadığım şey var! Yavaş yavaş...
En çok öldükten sonra ne olduğunu ayrıntılı olarak öğrenmek istiyorum ve insanın ölmeyi isteyip istemediğini... Bir de bizden önce ölmüş yakınlarımızla bir daha buluşup buluşamayacağımızı... Zira "Cıssssım var" (K.P.)
Şimdilik bu kadar,
White Widow
11 Ekim 2011 Salı
Küçük şeyler güzeldir...
Saat 18.35. Bir süredir bu saatlerde okulda çalışıyorum çünkü sessiz ve güzel oluyor bu saatler. Hem de eve gittiğimde uyumadığım için gece güzel bir uyku uyuyabiliyorum.
Ve ben okuldaki odamda oturmuş çalışırken bir ses duydum. Hep aynı saatlerde öten bir kuş var buralarda. Bu saatlerde. Kuş yine öttü.
Bu kez çok yakından geldi ses.
Camı açtım, dışarı baktım. Bir an göz göze geldik... Bir daha "cvuuup" dedi ve uçtu.
Artık bir baykuş arkadaşım var. Bana baktı. Beni gördü. Ve merhaba dedi.
Merhaba diyenden zarar gelmez...
Merhaba bay-kuş!
White Widow
10 Ekim 2011 Pazartesi
Korunmaya ihtiyacım var!
![]() |
| EN |
Kimse hakkında kötü bir şey yazmayacağım dedim ama içimde tutarsam patlayacağım... İnsanlar çok tuhaf. Yapamadıkları, düşünemedikleri, bilemedikleri şeyler için karşıdakini suçluyorlar.
Ben değilim efendim suçlu. Yapamıyorsan suçlu sensin. Bana öyle bakmaktan vazgeçerseniz memnun olacağım, zira rahatsız ediyorsunuz.
Evet siz toplu olarak hepinizden bahsediyorum....
Ya da belki benim bir korunma aracı geliştirmem gerekiyor. Ya da ne bileyim belki... İşte...
Bu kadar! Yoksa ağzımdan kaçıracağım.
Nokta.
White Widow
"Yalnız koş, arkana bakma..."
![]() |
| Sri Govinda Yoga Merkezi |
Merhaba,
Merhaba şu demekmiş; benden sana zarar gelmez... Balıklıova'dan tanıdığım yaşlı ve acayip bir insan olan Emel teyze söylemişti... Daha bir sürü başka şeyler de söyledi kendisi ki vakti gelince hepsini yazarım... Kulakları çınlasın çok tatlı ve bilge bir insandır.
Şunu belirtmek isterim ki aslında fazlaca, insanlar hakkında kötü şeyler düşünüp söylesem de, buraya yazmayacağım... Sebebi korkmaktan ziyade, buranın enerjisinin farklı olmasını istediğim için. Buraya bir şey yazarken hep iyi güzel şeyler düşünücem tıpkı yoga evinde yaptığım gibi...
Geçen cumartesi yani 8 Ekimde yoga evine başladım. Aslında bu blogu açma sebebim de tamamen burada ve takip eden günlerde yaşadığım deneyimleri yazmak... Tam olarak aslında kendimde meydana gelen değişiklikleri. Şimdiden kendimi o kadar farklı hissediyorum ki. Aslında yoga evine başlamadan bir süre önce bana bir şey oldu. Mesela bir günde et yemeyi bıraktım. Bir anda meditasyon yapmaya başladım. Sonra bir anda başka bir sürü şeyler oldu, güzel şeyler... Ve her şey mükemel gitmese de her şeyin mükemmel gitme olasılığı doğdu sanki... Ben sanki biraz teslim olmayı seçiyorum artık ve acılara başımı çevirmemeyi öğrenmeye çalışıyorum bu sıralar. Sonra... Sonra her şey sırayla! Bakalım neler olucak...
İlk yoga dersinde şöyle bişiler oldu: Ben ki hiç esnek bir insan değilken, bir baktım öne eğildiğimde yere değebiliyorum... Bir baktım bileklerim hiç acımadan hareketler yapabiliyorum... Ben ki hiç rahat bir insan değilken, orada çok rahat bir insan olabiliyorum. Mesela benim için dışarda tuvalete gitmek bir kabusken ben ilk gittiğim günden beri oradaki tuvaleti rahatlıkla kullanabiliyorum... Çünkü orada rahatım ve orada ben çok esneğim... Orada öğrendiklerimi hayata geçirmeye başladığım gün çok daha dengeli ve mutlu bir insan olucağıma eminim...
Şimdilik bu kadar. İlk sefer için olması gerekenden fazla bilgi verdim bile...
Hahhahhahhahahahhahah... Dün o kadar ağladıktan sonra bugün içimden gelen bu gülme hissi enteresan değil de nedir?
White Widow
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





