Şaka Şaka... Baya depresyondaydım işte! Sevgili hocamın dediğine göre (burada sözü geçen sevgili hoca tabi ki danışmanım değil! Çünkü o sevgili değil!!!) böyle bir tokata ihtiyacım varmış benim. Sebep mi? tabi ki attachment. Sonra alırsın iki tane hap hooop yattara diyo kendisi. Evet doğru. Tezim biticek, çok mutlu ve huzurlu olucam artık gezicem tozucam cumartesi geceleri ders çalışmıcam diye düşünürken mal gibi çaktık mı sınavdan??? çakınca işte böyle tokadı yedik mi bir güzel!!! Tokatla kalsa iyi cumartesi akşamları ders çalışmalar, çalışmayınca iç sıkılmaları birbirini kovalıyor!
Ama şimdi iyiyim, hele bugün kıçımdan da oldum B12mi daha da iyi olucam. İyiyim çünkü kabullendim, şimdi gelsin hayat bildiği gibi gelsin.... Ne verirse kabulüm!
Haydi çalışmaya devam! Geç yatmamalıyım yarın yoga dersim var! Koşarak derse gitmece!!! Holleeeeyyy!
Thinking in white
24 Mart 2012 Cumartesi
19 Aralık 2011 Pazartesi
HUZURLU, ŞAŞKIN, MUTLU
Huzurlu, Şaşkın ve Mutluyum...
Sebep? Bilinmiyor. Şimdi mesela tez komitesi üyelerine tezimi verdim ve onlardan yorum gelmesini bekliyorum ya, işte tam şimdi elim elimin üstünde elim şeyimin (!) üstünde oturmaktayım! Okula gelirken mesela gözlüğümü bile yanıma almadım o derece boşum... Hiç mi hoşuma gitmiyor? Gitmez olur mu hiç... Pek güzel hafta sonuydu, aile ziyaretleri gezmeceler falan, yaya yaya! Anladım ki bu tez bitince pek de güzel olucakmış, ohhh beahhh olucakmış... Rahat rahat oturulacakmış akşamları ve sabah kalkınca bilgisayar taşınmayacakmış mesela okula gelirken, buradaki bilgisayar yetecekmiş ve daha önemlisi o kafa ne de rahat olucakmış yahu :)
Bu arada artık salonumuzda bir yoga köşesi var! köşe dediysem öyle kenar bucak değil baya oda kıvamında :) yoga odamsı var yani artık evimizde... Biter bitmez fotgrafını koyarım en güzelinden... Köşenin içene bir şey koymaya gerek yok, ama köşe olması için goncam pek bir uğraştı sağolsun... Huzurlu, mutlu ve şaşkın bir insan olmamdan hoşlanıyor sanırım. Ve ben de bu tez bitince olacağım insandan şimdiden çok hoşlanıyorum...
Yılbaşında İstanbul'da olmak istiyorum bir de, evet! güzel olur! Müthiş olur! İstiyorum! İstiyorum! İstiyorum!!!
Uzun zamandır yazmıyordum, yazmayı da özlemişim... Sooooo Hummmm!
24 Ekim 2011 Pazartesi
iyiyim, iyiyim, iyiyim...
İyiyim. Hem de çok iyiyim. İyi olmam için hiç bir sebep yok üstelik. Tezim bitmek bilmiyor, yazdıkça daha çok yazacak şey çıkıyor, çok çok yavaş ilerliyor... Kocam hasta. Boyun fıtığı oldu, çok acı çekiyor... Ama ben bunlara rağmen iyiyim. Eskiden olsa dünyam kararmış ve çoktan yataklara düşmüştüm. Ama şimdi hala iyiyim diyebiliyorum. Nedenine geçmeden önce bir önceki yazımda veda ettiğim halde neden hala yazdığımı merak edenler için bir açıklama yapayım; saftirikler, ben yazmıyacam demedim ki, bundan sonra yoga ile ilgili deneyimlerimi yazmıyacam dedim :) dolaylı olarak bazı şeyler yazabilirim. Mesela "yoga iyidir yapınız, soğan yemeğiniz kötüdür" (S.R.) gibi :))) Ama yoga gerçekten iyidir yapınız...
İşte iyi olmamın sebebi de tam bu. İyiyim çünkü yoga bana çok iyi geliyor. Oram buram tutuluyor olsa da aslında çok çok iyi hissediyorum kendimi. Hatta iyiden öte kendimi baya baya farklı hissetmeye başladım. O bembeyaz kıyafetleri giyer giymez heyecanım doruğa çıkıyor ve benim için cumartesi gününün anlamı başlamış oluyor...
Yavaş yavaş rüyalarım gerçek oluyor, birilerine çarpıp geri gelen düşüncelerim yavaş yavaş anlam kazanıyor. Her şey sanki yavaş yavaş aydınlanıyor ve ben bu süreçte içimde çınlayıp duran kahkahaların sadece peşine düşüyorum ya da bastıramadığım ağlamaları bırakıyorum dışarı, bırakıyorum ki çoşup beni aşsın, benden çıksın ve gitsin... Üzerine oturduğum kapağı kaldırıyorum, kaldırıyorum ki göğsüme saplanan bıçak artık benim yakamı bıraksın. Bıraksın ve ben artık derin nefes alayım. Dünyanın bütün nefesini içime çekeyim ve bütün renklerini boynuma dolayım. İstiyorum ki artık ben 32 yaşımdan sonra etrafımla uyumlu, çatışmayan, huzurlu ve mutlu bir insan olabileyim.
Bu yüzden yoga yapınız iyidir. Ben yapıyorum çok iyi :) Buradan teşekkür etmek istediğim insanlar var, her fırsatta etsem ve karşılığında "bana niye teşekkür ediyorsun bu senin kendi sevincin" cevabını alsam da, kendilerine ne kadar teşekkür etsem azdır. Behhheeeeeeyyyy teşekkür ederim leeeyyynnnn :)))
Yaşasın!
White Widow
19 Ekim 2011 Çarşamba
"Avucunda sıkıca tut gününe sakladığın şeyi..."
Bu odaya iki gündür bir sinek dadandı! Çok sinir bozucu! Bir de kocaman odada gelip gelip insanın yüzüne falan konmaya çalışıyor!!! Demek ki bu sinek de satsumacı :))) ya da yasemin çayı seviyor :)
Neyse esas mesele sevgili izleyicilerim (officially 1 kişi unofficially kaç olduğunu bilemiyorum) bu blog bu günden itibaren aktif durumda olmayacaktır. Ne çabuk bitti dediğinizi duyar gibiyim, ve karalar bağladığınızı hissedebiliyorum :p
Olayın aslı şu: yine bir şeyler yazmaya devam edebilirim, ama blogu açma amacından uzaklaştırıyorum. Sebebini bile söylemeyeceğim. O derece gizli!
Yine bir şeyler yazarım ama bunlar özel deneyimler olmayacak, haberiniz olsun... "Yogo, mogo gibi şeyler" (M.T.) okumak için açmayın...
Hepinizi sevgiyle kucaklarım :)
White Widow
18 Ekim 2011 Salı
"Sağ el korkuyu, sol el cesareti temsil eder..."
Daha sadece iki defa gittim yoga evine... Neden bana bu kadar iyi geldi, nasıl kendimi bu kadar iyi hissediyorum bilmiyorum. Ama şimdiden enerjimin yükseldiğini farkedebiliyorum.
Ben bu hafta yine anladım; yoga evinde o kadar rahatım ki, amuda kalk deseler kalkabilecek rahatlıkta oluyorum. Sanki yıllardır gidiyor gibiyim, sanki yıllardır hocamı tanıyorum gibi. Ama bunları kime anlatsam, bakışları tuhaflaşıyor, saçmalıyor muşum gibi bakıyorlar. Çok rahatsız oluyorum. Yıllardır kafamın içinde dönüp dolaşan fikirler hiç bir yere çarpmaz ve öylece kucağıma kırık kırpık düşerlerdi. Ama şimdi yukarıda gördüğünüz iki insana çarpıp anlam kazanıyorlar...
Bu hafta nasıl oturmamız gerektiğini öğrendik. Ve aslında ne kadar oturamadığımı öğrendim ben. Anladım ki vücudun rahat olmazsa zihnin de rahat olmaz. Zihnin rahat olmazsa zaten geçmiş olsun :) Ramaray dedi ki sağ elimiz korkuyu temsil ediyormuş, o yüzden aşağıda durucak. Sol elimiz de cesareti temsil ediyormuş, o yüzden yukarıda durucak. Ve bu iki elimizi yukardaki fotoğrafta görüldüğü gibi kilitlememiz ve vücudumuzdaki enerjinin dışarıya çıkmasını engellememiz gerekiyormuş. Tamam. Yaptım ben de. Dün operada temsil boyunca yaptım mesela... İçimde tuttum bütün güzel görüntülerin enerjilerini. Kaçmalarına izin vermedim....
Sonra mesela anneme söyledim ben anladığım bazı şeyleri. Ve noldu biliyor musunuz? Annem bana bugün "haklıymışsın" dedi. Ne kadar basit değil mi? Size öyle belki ama bana değil... Bana değil çünkü ben koskoca 32 yaşında bir kadınım ve annem bana 32 yıl boyunca ilk defa "haklıymışsın" dedi... Bu tesadüf değil, başka bir sürü olan şeyin tesadüf olmadığı gibi... Şu anda hissettiğim hiç birşey tesadüf değil, biliyorum, inanıyorum ve anlıyorum. Daha da önemlisi kabul ediyorum.
Sonra Ramaray bir de dedi ki enerji iki yerden çıkarmış. Biri eller, diğeri gözler... İyi bakarsan iyi görürsün! Kötü bakışlardan korunma konusunda hala yeterli bilgiye sahip değilim, ve aslında daha bir sürü bir sürü merak etiğim ve bilgisine sahip olmadığım şey var! Yavaş yavaş...
En çok öldükten sonra ne olduğunu ayrıntılı olarak öğrenmek istiyorum ve insanın ölmeyi isteyip istemediğini... Bir de bizden önce ölmüş yakınlarımızla bir daha buluşup buluşamayacağımızı... Zira "Cıssssım var" (K.P.)
Şimdilik bu kadar,
White Widow
![]() |
| Ramaray Das ve Krishna Priya |
Ben bu hafta yine anladım; yoga evinde o kadar rahatım ki, amuda kalk deseler kalkabilecek rahatlıkta oluyorum. Sanki yıllardır gidiyor gibiyim, sanki yıllardır hocamı tanıyorum gibi. Ama bunları kime anlatsam, bakışları tuhaflaşıyor, saçmalıyor muşum gibi bakıyorlar. Çok rahatsız oluyorum. Yıllardır kafamın içinde dönüp dolaşan fikirler hiç bir yere çarpmaz ve öylece kucağıma kırık kırpık düşerlerdi. Ama şimdi yukarıda gördüğünüz iki insana çarpıp anlam kazanıyorlar...
Bu hafta nasıl oturmamız gerektiğini öğrendik. Ve aslında ne kadar oturamadığımı öğrendim ben. Anladım ki vücudun rahat olmazsa zihnin de rahat olmaz. Zihnin rahat olmazsa zaten geçmiş olsun :) Ramaray dedi ki sağ elimiz korkuyu temsil ediyormuş, o yüzden aşağıda durucak. Sol elimiz de cesareti temsil ediyormuş, o yüzden yukarıda durucak. Ve bu iki elimizi yukardaki fotoğrafta görüldüğü gibi kilitlememiz ve vücudumuzdaki enerjinin dışarıya çıkmasını engellememiz gerekiyormuş. Tamam. Yaptım ben de. Dün operada temsil boyunca yaptım mesela... İçimde tuttum bütün güzel görüntülerin enerjilerini. Kaçmalarına izin vermedim....
Sonra mesela anneme söyledim ben anladığım bazı şeyleri. Ve noldu biliyor musunuz? Annem bana bugün "haklıymışsın" dedi. Ne kadar basit değil mi? Size öyle belki ama bana değil... Bana değil çünkü ben koskoca 32 yaşında bir kadınım ve annem bana 32 yıl boyunca ilk defa "haklıymışsın" dedi... Bu tesadüf değil, başka bir sürü olan şeyin tesadüf olmadığı gibi... Şu anda hissettiğim hiç birşey tesadüf değil, biliyorum, inanıyorum ve anlıyorum. Daha da önemlisi kabul ediyorum.
Sonra Ramaray bir de dedi ki enerji iki yerden çıkarmış. Biri eller, diğeri gözler... İyi bakarsan iyi görürsün! Kötü bakışlardan korunma konusunda hala yeterli bilgiye sahip değilim, ve aslında daha bir sürü bir sürü merak etiğim ve bilgisine sahip olmadığım şey var! Yavaş yavaş...
En çok öldükten sonra ne olduğunu ayrıntılı olarak öğrenmek istiyorum ve insanın ölmeyi isteyip istemediğini... Bir de bizden önce ölmüş yakınlarımızla bir daha buluşup buluşamayacağımızı... Zira "Cıssssım var" (K.P.)
Şimdilik bu kadar,
White Widow
11 Ekim 2011 Salı
Küçük şeyler güzeldir...
Saat 18.35. Bir süredir bu saatlerde okulda çalışıyorum çünkü sessiz ve güzel oluyor bu saatler. Hem de eve gittiğimde uyumadığım için gece güzel bir uyku uyuyabiliyorum.
Ve ben okuldaki odamda oturmuş çalışırken bir ses duydum. Hep aynı saatlerde öten bir kuş var buralarda. Bu saatlerde. Kuş yine öttü.
Bu kez çok yakından geldi ses.
Camı açtım, dışarı baktım. Bir an göz göze geldik... Bir daha "cvuuup" dedi ve uçtu.
Artık bir baykuş arkadaşım var. Bana baktı. Beni gördü. Ve merhaba dedi.
Merhaba diyenden zarar gelmez...
Merhaba bay-kuş!
White Widow
10 Ekim 2011 Pazartesi
Korunmaya ihtiyacım var!
![]() |
| EN |
Kimse hakkında kötü bir şey yazmayacağım dedim ama içimde tutarsam patlayacağım... İnsanlar çok tuhaf. Yapamadıkları, düşünemedikleri, bilemedikleri şeyler için karşıdakini suçluyorlar.
Ben değilim efendim suçlu. Yapamıyorsan suçlu sensin. Bana öyle bakmaktan vazgeçerseniz memnun olacağım, zira rahatsız ediyorsunuz.
Evet siz toplu olarak hepinizden bahsediyorum....
Ya da belki benim bir korunma aracı geliştirmem gerekiyor. Ya da ne bileyim belki... İşte...
Bu kadar! Yoksa ağzımdan kaçıracağım.
Nokta.
White Widow
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






